NamağluplerBASLIK

NamağluplerBASLIK

21 Ekim 2010 Perşembe

Porto - Besiktas

Aceto yazdı geçenlerde, Porto'nun hocası Boas hakkında. Özetle, Mourınho'nun yanında yetişmiş, rakip takımları izleyip, yerinde analizleriyle öne çıkmış.

Bugün Beşiktaş'ı iyi analiz eden, yenme gibi bir acelesi olmayan her takım en kötü beraberlik çıkarır. Az kötü aralara iyi top atan bir 10 numara ve az biraz pozisyon bilgisi olup, ofsayt taktiğinden kaçabilen bir forvetle her maç en az 3-5 tane %100'lük gol pozisyonu bulabilir bir takım.

Rijkaard geldi ve gitti, hiçbir başarı elde edemeden. Tabii kendisi 3. lüğü başarılık sayıyormuş. Schuster'de aynı kafada. Elindeki uyumsuz kadro ile oynattığı sistemin işlemeyeceğini görmek için ortalama futbol seyircisi olmak yeterli.

Bu durum şuna benziyor, Akdeniz bölgesinde muz yetiştiren bir çiftçinin, gidip Kars'ta da "En pahalı ürün muz, ondan muz yetiştireceğim, daha önce de yetiştirdim Akdeniz'de" demesinden tamamen farksız. Tamam en iyi şeyi yetiştir, ama iklim şartları elverişli mi, sormuyor kendine.

Mourinho şöyle diyor, " Kültürel yön önemlidir, bir hocanın bir ülkeye gidip 'oyun sistemim bu, felsefem bu' demesi imkansızdır. Inter'de oynattığımı Madrid'te oynatamam. Kültürel boyutu çok önemlidir olayın."

Lucescu da Mourinho tarzında bir adamdı. Sezon öncesi 4-4-2 ile Yunanistan'da fark yediğinde ısrar etmemiş 3 lü defansa dönmüştü.
Bugün tüm bunlara bakınca Porto maçında Beşiktaş'ın farklı yenilgi almaması mucize olur.

20 Ağustos 2010 Cuma

Avrupa'da Kombine Fiyatları

Bana nedense Türkiye'de maç bileti ve kombine fiyatları oldum olası pahalı gelmiştir. Bayern Munich'in kombine fiyatlar 150-600 Euro arası, Liverpool tek fiyat 1000 pound, Chelsea'nin 550 poundla 1200 pound arası değişiyor. Barcelona'nın 88 Euro ile 780 Euro arasında değişiyor. Eee diyeceksiniz orası 100 bin kişilik Nou Camp, orada ucuz olacak tabii..
ZONEGene.1st & 2nd Tier3rd Tier
GRAND STAND 611 - 738€611€
LATERAL 328 - 468€402€
GOAL 252 - 327€303€
GENERAL88 - 180€
Barcelona'nın 2010-2011 sezonu kombine fiyatları.



Bizim kulüplerimize baktığımız zaman, Beşiktaş 550 ytl-2,750 ytl, Fenerbahçe 700- 6,200 ytl. Ülkelerin alım gücüne bakıyorsun, İngiltere'nin kişi başı ortalama geliri 38 bin dolar, Almanya'nın 34 bin, İspanya'nın 30 bin, Türkiye'nin 12 bin.

Diğer ülkelerden daha fakiriz, daha kötü oyuncuları seyrediyoruz ama yine de daha fazla para ödememiz bekleniyor.

Messi'yi, Xavi'yi, Villa'yı senede 88 euro izleyip staddan izleyebilirsiniz, burada ise en çok 2 maç orta düzey Cana, Baroni, Delgado gibi adamları. İnsan düşünüyor, hani senelik bir kombine alsanız Barcelona'nın, 2-3 maçına gitseniz hem daha güzel tatil yaparsınız.

Çözüm ne? Kayıtsız şartsız stadı büyütmek ve düşük biletlerin fiyatını daha da aşağıya çekerekö katılımı sağlamak. Bugün Beşiktaş Guti'ye, Quaresma'ya rağmen 12 bin kombineyi geçememişse bunun nedeni taraftarın kadroyu beğenmemesi değil, alım gücü olmaması. Barcelona 1,5 milyonluk şehir, senin İstanbul'daki Beşiktaşlı taraftar sayından az, stadın daha az doluyor.

Demirören ilk geldiği zaman stadı büyütme çalışmalarına başladığında, bazı Beşiktaş taraftarları forumlarda 'stadın akustiği gidecek, biteceğiz, gürültüden başka birşey çıkmayacak, 20 bini fulleyemiyoruz, 30 bini nasıl fulleyeceğiz' romantikliğiyle karşı çıkmışlardı, tabi 132 desibellik rekor artırımdan sonra geldi.

Dün karşı çıkanlar bugün yine karşı çıkıyor, gerekçeleri aynı 'akustik' ve '30 bini dolduramıyoruz 40 bini nasıl dolduracağız'. Tarihten ders almayanlar onu tekrarlamaya mahkumlardır, umarım yönetim tekrar gözden geçirir de en az 60 bin kişilik bir proje üzerinde yoğunlaşır.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Schuster

Schuster enteresan bir hoca. Futbolu bıraktıktan sonra Alman 2. lig takımlarından Fortuna Köln ve FC Köln'le çalışır. İki ekibi de bundesliga'ya çıkartmayı başaramaz. Alman 2. liginde fiyasko ile sonuçlanan 2 yılın ardından İskoç takımı Dundee'ye antrenörlük için başvurduğu ve reddedildiği yıllar sonra zamanın Dundee başkanının röportajı yayınlanır.

Marr şöyle anlatır o yılları:
"Schuster ile İspanya'da görüştüğümde, sürekli yanında duran simsiyah bir adam vardı. Koruması olduğunu söyledi. Anlaşılan Schuster korunmaya ihtiyaç duyan son derece tartışmalı bir kişilikti, o an kendisine soğudum ve kulubümde böyle bir adam görmekten vazgeçtim"

2000 yılını boş geçen Schuster, ertesi sene İspanya 2. lig takımlarından Xerez'den teklif alır, 2 sezon sonunda sonuç yine bir Schuster klasiğidir: ekibi yine bir üst lige çıkmayı başaramamıştır. Ertesi sene Ukrayna ligini son 10 yılda aldığı 9 şampiyonlukla domine eden Dinamo Kiev'in ezeli rakibi Shaktar Donetsk'e gider. Başarılı olamaz, kupa finalini göremeden gönderilir. Levante'ye gider 2. lige düşürür.

Hocalık kariyerinde 8. yılına girecekken, çalıştırdığı 5 takımda da başarısız olmuş ve en uzun 2 sene kalabilmiştir. Ancak 2005'de geldiği Getafe'de herşey değişir. Getafe altın çağlarını yaşar, ve o zamana kadar ki en başarılı lig derecesini almakla kalmaz İspanya kupasında Barcelona'yı eleyerek finale kalır.

Schuster, oyun zekası yüksek ve yetenekli bir futbolcu idi. Oyun zekası düşükö yeteneksiz futbolcuları anlamakta zorluk yaşar, tahammülsüzdür çabuk parlar. İlk 5 ekibindeki başarısızlığı düşük seviyedeki oyuncularını anlayamamasından ileri gelir. Yetenekli futbolcuya her zaman sabırlıdır, ama kötü bir tekniği olan bir futbolcuya bir kaç haftadan fazla sabredemez. Yetenekli oyuncuları disipline eder ve onlardan en yüksek verimi alabilecek hocalardan biridir dünyada.

Almanya'da çalıştığı zamanlar, idmanlardan sonra stres atmak için frikik alıştırması yaparmış kendi kendine, onu antrenmanlarında izleyenler bilir ki Schuster hoca olarak bile gittiği her takımın en iyi frikikçisidir.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

32 yılın ardından

Vuvuzela, Jabulani, fahiş fiyatlardaki otellerin sonucu boş tribün tartışmalarını gündendem inmediği bir dünya kupasına şahit olduk. İspanya tarihinde ilk kez dünya kupasını aldı. 20 yıl aradan sonra 'golden ball' (altın top) ödülü finalist olmayan takımlardan birine gitti.

Hepsi iyi güzel de, birşey dikkatimi çekti. Dünya kupasında 32 yıllık bir geleneğin bozulduğuna farkında olarak veya olmayarak tanıklık ettik futbolseverler olarak . Ne gazetelerde, ne futbol bloglarında, ne de futbolu basketbol gibi algılayıp en üfürükten istatikleri veren ESPN bundan bahsetmedi.

1978 kupa sahibi Arjantin
1978 Meksika şampiyonu Arjantin. '78 Meksika'dan beri ilk kez kupayı kaldıran ekip namağlup değildi. Dikkatli bir okuyucunun aklına '82 İspanya gelebilir. Kalede 40'lık delikanlı efsane Dino Zoff'un oynadığı; Rossi'li, Gentile'li İtalya oynadığı ilk iki grup maçının ardından İtalya'da basının hedefi haline gelmişti bile. Ancak o ilk 3 maçta 3 beraberlik alan İtalya bile namağlup olarak kupayı kaldırmışı.

32 yıl sonra, İspanya ilk maçta İsviçre'ye karşı beklenmedik bir mağlubiyet almasına rağmen, kupayı tarihinde ilk gez götürmeyi başardı, namağlup olmasa da.